Gösterime girmesi için 11 yıl teknolojisi beklenen, 300 milyon dolar maliyetle çekilmesinden öte sadece reklâm ve pazarlaması için 150 milyon dolar harcanan, gişe rekorları kıran ve sinema tarihinin en büyük bütçeli filmi olan Avatar, gerçekten sinema tarihini değiştirecek bir film mi yoksa fiyasko mu? Bu yazıda Avatar hakkında yapılan yorumlar ve açıklamalar anlatılacaktır.
Önce Avatar’ın teknolojisinden bahsedelim. Film için teknolojinin en son yeniliklerinden faydalanıldı. 3 boyutlu olarak çekilen filmde simülasyon (modelleme) tekniği kullanıldı. Yani filmde gerçek insanlar oynadı fakat bilgisayar yazılımları ile insanların yerine dijital karakterler kondu. Sırf bu film için özel yazılım yapıldı ve onlarca mühendis, yazılımcı, animatör, modelist aylarca üzerinde çalıştı. Görüntü ve renk derinliğinin en yüksek seviyede olduğu Avatar, özel hazırlanmış stüdyolarda çekildi. Vücut hareketlerini algılayan ve kopyalayan bilgisayar destekli özel kıyafetler kullanıldı. Senaristi, yönetmeni ve yapımcısı olan James Cameron Aliens, Terminator ve Titanic’den sonra bu filmde de ses getirecek bir başarıya imza attı.
Altın küre ödüllerini toplayan ve Oscar ödüllerinin favorisi olan Avatar hakkında çok şey söylendi. Şimdi bunlara bir göz atalım.
Teknoloji olarak harika ancak konusu çok klişe…
Film en son teknoloji ile çekilmesine, görsel efektlerin harika olmasına rağmen senaryo çok sıradan. Kurtlarla Dans, Son Mohikan gibi filmlerde de işlenmiş bir konuyla sığ kalmış. Ayrıca Matrix filmindeki gibi insanoğlu bir başka boyuta geçiyor.
Avatar antiemperyalist ve solcu bir film,
Na’vi halkını Kızılderililere benzetiyorlar ve bir zamanlar Amerika’nın yeli halka yaptığı vahşet ve sömürgecilikle bağlantı kuruyorlar. Yerli halkın direnmesini buna örnek gösteriyorlar. Yeni bulunan maden, petrolü; Pandora da Orta doğuyu simgeliyor. Aynı zamanda Amerika’nın deniz aşırı sömürgeciliğine de gönderilme yaptığı iddia ediliyor.
Avatar, Kuran-ı Kerim’den mi esinlendi?…
Na’viler büyük yırtıcı kuşları ehlileştirerek ulaşım aracı gibi kullanabiliyor. Tıpkı yabani bir atın ehlileştirilmesi gibi. Na’vilerin bu kuşlarla iletişim aracı uzun saçlarıdır. Uzun saçlar kuşlarda da bulunan kuyruklarla birleştirilerek bir nevi iki networkü birleştirmiş gibi bütünlük kurarlar. Bu, akıllara Kuran’ı Kerim’deki Fil suresini getiriyor.
Avatar tamamen suçluluk duygusuyla yapılmış bir film…
Çoğu ABD’li yazar filmin anti-insan, anti-batı ve anti-militer olduğu düşüncesinde.
Avatar, Rus bilim kurgu yazarlarından çalıntı…
Arkady ve Boris Strugatsky kardeşler tarafından 1960′larda yazılmış fantastik bir roman olan “The World of Noon” ile benzerlikler taşıdığı iddia edildi. Na’vi adı, Strugatsky romanlarındaki Nave adlı ırk ismine çok benziyor. Konu da, hemen hemen aynı.
Avatar tamamen ırkçı bir film…
Filmde Jake Sully’nin Pandora’yı ve yerli halk Na’vileri insan ırkına karşı korumasının yanında kurtarıcı Mesih gibi gösterilmesi. Beyaz ırkın her zaman olduğu gibi kurtarıcı- kahraman olması ve bir zamanlar Avrupa’nın Amerika yerlilerini katletmesi, yerlerinden etmesi metaforunun kullanıldığı iddia ediliyor
Filmde küresel güç eleştirilmiştir…
İnsanoğlunun Pandora’da kurmuş olduğu koloni küresel gücü temsil etmektedir. Savaş sonunda küresel gücün yenilmesi ve dünyaya geri dönmesi na’vileri kusursuz bir ırk, insanoğlunu da vahşi, sömürgeci bir ırk yapmaktadır.
Kurtarıcı olan avatar Mesih-Deccal’dır…
Filmde felçli bir asker olan Jake Sully kendi avatarı ile na’vilere yardım eden bir kurtarıcıdır. Kendi ırkını değil na’vi tarafını seçen bu beyaz adam insanoğlunun ileri teknolojisine karşı savaşarak na’vilerin yok olmasını engeller.
Sonuç olarak;
Avatar filmi için buna benzer bir sürü iddialar ortaya atılmasına rağmen gerçek olan tek şey; Avatar gibi filmlerin iyi pazarlanmış olması ve ABD’nin bu sektörden daha çok ekmek yiyeceği.